Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a nitelikli darbe ve operasyon…

Özkök: ‘Eğer burada bir Erdoğan olsaydı, şimdi bu boğazın üzerine yapılmış bir köprünün altından geçiyorduk…’

Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a nitelikli darbe ve operasyon…

Ahmet Hakan ile başlayan Erdoğan’ın uçağına binmem tartışmalarına Habertürk yazarı Fatih Altaylı da “Vallahi de billahi de istemem” diyerek katılmıştı. Arkasından Hürriyet’in duayen ismi Ertuğrul Özkök de “Messina Boğazı’nı geçerken boğazıma takılan o cümle” başlıklı yazısı ile topa girdi.

Ertuğrul Özkök, “Messina Boğazı’nı geçerken boğazıma takılan o cümle” başlıklı yazısında “Geçen hafta pazartesi günü… İtalya’da, Sicilya ile Kalabriya arasındaki Messina Boğazı’nı geçiyoruz… Teknede dört çiftiz… Hepimiz de Türkiye’nin ‘beyaz’ denilen insanlarındanız…” ifadelerini kullandı.

“Boğazın uç tarafına geliyoruz… Sağımızda kılıç ve ton balığı avlayan iki tekne görüyoruz…” diyen Özkök aralarında geçen diyaloğu şöyle aktardı:

“İşte tam o noktada içimizden biri şunu söylüyor: ‘Eğer burada bir Erdoğan olsaydı, şimdi bu boğazın üzerine yapılmış bir köprünün altından geçiyorduk…

“İşte böyle bir durumda hepimizin aklına gelen ilk şey Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan oluyor… Ve ister istemez düşünüyorum… Cumhurbaşkanı’ nın en büyük gücü nedir? Bu köprüleri, yolları, hava limanlarını yapan siyasetçi değil mi? Bu imajı daha güçlü bir demokrasi ve yargı reformu ile 2023'e götürmek en iyi strateji olmaz mı?

Ertuğrul Özkök’ün bu ve benzer köşe yazılarına takiyye diyenler çıkabilir. Bence Özkök bir gerçeğin altını çiziyor. “ 411 el kaos için kalktı” manşetinden fersah fersah uzakta törpülenmiş bir Özkök imajı çiziyor.

Türk Medyası içinde Ertuğrul Özkök, Fatih Altaylı, Hasan Cemal, Fehmi Koru, Taha Akyol, Abdurrahman Dilipak  gibi gazeteci ve yazarların yeri kolay kolay doldurulamaz. Doldurulamadığını da görüyoruz.

Yeniçağ, Cumhuriyet, T24 ve Karar yazarlarının performansları da iyi ama bu isimlerin bakış açıları çok farklı.

Gazetecileri ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağını muhataplarıyla baş başa bırakıp “Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a nitelikli darbe ve operasyon…” başlığının özüne dönelim.

Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17–25 Aralık operasyonundan, 15 Temmuz Hain Darbe Girişiminden daha ileri teknikte bir darbe ve operasyon ile karşı karşıya.

05 Haziran 2018 tarihinde News2023.com haber sitesinde “Seçimden sonra Ak Parti’ye FETÖ Operasyonu” başlığıyla bir köşe yazısı yazmış, Ak Parti’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bilgilendirmiş, uyarmıştım. O köşe yazısı Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a operasyon planlayanları telaşlandırmış, kimliklerinin ortaya çıkacağı endişesiyle Yusuf İnan’ı karalama ve itibarsızlaştırma operasyonlarına başlamışlardı.

12 Temmuz 2018’de başlayan operasyonun amacı, Yusuf İnan’ın Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyaran köşe yazılarının güvenilirliğini sarsmak, şaibeli hale getirmek, köşe yazısında verilen mesajların Ak Parti Üst Yönetimine ve Cumhurbaşkanına ulaşmasını engellemekti.

Bir müddet için de olsa bunu başardılar.

Ta ki, gerçekler ortaya çıkana kadar.

FETÖ/PDY operasyonlarını araştırırken ilginç detaylara ulaştım.

Bir gizli tanık 790–1000 kişilik FETÖCÜ listesi vermiş. İçlerine sayısı tespit edilemeyecek kadar Ak Parti kurucusu duayen isimler atılmış. Gizli tanık İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği ek ifadesinde o listeleri kendisinin yazmadığını, listeyi dönemin Başsavcıvekili O.B’nin hazırlayarak kendisine imzalattığını söylüyor. Ben daha fazla detay vermeyeceğim. İlgilisi inceler, Ak Parti ve Cumhurbaşkanına yapılan Nitelikli Darbe ve Operasyonu görür ve gereğini yapar.

Şimdi 15 Temmuz Hain Darbe Girişiminden sonraki sürece bakalım…

-Ak Parti 24 Haziran 2018 seçimlerinde kan kaybetti.

-31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Türkiye’nin en etkili illeri başta olmak üzere İstanbul’u kaybetti.

-Yenilenen 23 Haziran 2019 İstanbul seçimlerinde daha büyük bir yıkım yaşadı.

Peki neden?

Ak Parti bu sonucu ve nedeni uzun süredir araştırıyor. Muhalefet partileri Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yükleniyor. Ak Parti bölünmeye doğru itekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağına binen gazeteci kardeşler Ak Parti’ye ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, T.C Cumhurbaşkanına yapılan nitelikli darbeyi neden görmüyor, neden yazmıyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağına binen gazeteci kardeşler, FETÖ/PDY ile ilgisi olmayan binlerce insana, Ak Parti kurucusu duayen isme belgesiz, delilsiz FETÖ/PDY rüzgarı ile FETÖCÜ damgası vurularak, mağdur edildiklerini, Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tabandan tepki oluşturularak nitelikli bir darbe planlandığını gördükleri halde neden görmemiş gibi yapıyorlar?

Basiretleri mi bağlandı?

Gerçekleri görmelerine rağmen neden yazmak istemiyorlar?

Her şey ortada olmasına rağmen, Odatv.com yazarı Müyesser Yıldız’ın gördüklerini, görmemeleri mümkün mü?

Ak Parti’de 24 Haziran 2018 seçimlerinden bu güne erime durmuyor. Her geçen gün çözülmenin şiddeti artıyor.

Gazeteci ve yazar bu süreci analiz edemiyorsa, araştırmıyorsa ne için var?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağına binip hava atmak için mi?

17–25 Aralık operasyonları çerez.

Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yapılan esas darbe 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi ile değil. Esas darbe 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi üzerinden FETÖ/PDY operasyonları adı altında yapıldı.

Ak Parti kendilerine yönelik 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi’nden daha “Nitelikli Darbe Planını” fark edemedi. Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un ‘Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu’ sözleri süreçte yaşanan körlüğe açık delil.

24 Haziran 2018–31 Mart 2019 ve 23 Haziran 2019 seçimlerinde ortaya çıkan sonuç beni haklı çıkarıyor. 5 Haziran 2018 tarihinde News2023.com sitesinde yazdığım “Seçimden sonra Ak Parti’ye FETÖ Operasyonu” köşe yazısını onaylıyor, tasdik ediyor.

Bitti mi?

Operasyon devam ediyor. Bundan sonraki süreç, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ak Parti kurmaylarının FETÖ/PDY suçlamasıyla yargı önüne çıkarılması.

Bir yıl önce bu süreci kimse telaffuz bile edemiyordu. Ben yazdım diye başıma olmadık işler açmışlardı. Şimdi yapılacaklar açıktan söyleniyor, Ak Parti kurmayları ve Cumhurbaşkanı FETÖ/PDY suçlamasına muhatap oluyor.

Ak Parti ve Cumhurbaşkanı ‘Nitelikli Darbe Girişimi’nin üçüncü safhasını ve ‘Nitelikli Darbe Planlayan yapıları Yargı Reformu’nu süratle hayata geçirerek boşa çıkarabilir.

 

 

 

Ertuğrul Özkök de bu süreci görmüş olmalı ki, ta Messina Boğazı’ndan Yargı Reformu’na dikkatleri çekiyor:

“Ve ister istemez düşünüyorum… Cumhurbaşkanı’ nın en büyük gücü nedir? Bu köprüleri, yolları, havalimanlarını yapan siyasetçi değil mi? Bu imajı daha güçlü bir demokrasi ve yargı reformu ile 2023'e götürmek en iyi strateji olmaz mı?”

Benim Fatih Altaylı’nın da dediği gibi uçakta ve itibarlı koltuklarda gözüm yok. Ben o uçağa bir kez bindim, bir yıldır eşimi ve çocuklarımı üç yaşındaki Elif’i, iki yaşındaki Ayşe’yi göremiyorum. Bir aydır sadece seslerini duyuyorum.

Uçaklara, makamlara, mevkilere kim isterse onlar binsin. Yüce Allah’tan tek dileğim ülkem huzur içinde olsun.

 

YUSUF İNAN / BİLGE NEWS

www.bilgenews.com