Babil dizisindeki Halit Ergenç’in rolünü  ben yaşıyorum!

Babil dizisindeki Halit Ergenç’in rolünü  ben yaşıyorum!


12 Temmuz 2018 günü beş yıldır yaşadığım Ukrayna’da evimin önünde koyun otlatırken kaçırılmak istendim. Komşular ve yöre halkı müdahale etti  eşkiyaları sopalarla kovaladı. Polisleri aradık. Beni kaçırmaya çalışanlar polislerle birlikte geldi.

Meğer Ukrayna istihbarat görevlileriymiş.

Halk, komşular  direndi. Yusuf İnan’ı vermeyiz o iyi bir insan dediler. Saatler geçiyor kimse dağılmıyordu. 

Zor kullanarak Ukrayna istihbarat binasına götürdüler. 

Orada FETÖ ile suçlandığımı öğrendim. Mahkemeye çıktık. Ukrayna Mahkemesi  seni tutuklamak için dosyada bir kanıt ve belge yok, seni tutuklayamayız dedi.

Ukrayna’daki prosedür bir kaç gün sürdü. Bu süreçte cezaevinde tutuldum.

Ukrayna istihbaratı seni Türkiye’ye vereceğiz dedi. Külüstür bir araç ile Nikolaev’den Kherson’a gittik.  Ne yalan söyleyeyim Türkçe konuşan birilerini görünce sevindim. İçime bir ferahlık geldi. Onlar da belgeleri olmadan gelmişler. Ukrayna’dan bir kişiyi götürecekler, resmi evrakları, o evrakları imzalayacak resmi izinleri, resmi mühür yok.

Ukraynalılar, vermeyiz dedi.

Türkiye’ye dönecekler, resmi belge ve mühür alıp geri dönecekler.  Sonra da beni alıp Türkiye’ye götürecekler.

Olaya müdahale ettim. "Bu millet fakir.  Bu uçak Ukrayna’ya kaç liraya gelip, gidiyor. Madem devletimiz bize uçak göndermiş, belgeye gerek yok gidelim" dedim.

MİT görevlisi başını önüne eğdi, utandı.  Dudaklarından sanırım biz yanlış biri için gelmişiz cümlesi döküldü.

Ukrayna istihbarat görevlilerine teşekkür ettim. Onlar, Yusuf, bize teşekkür etme, bizi daha fazla utandırma dediler.

Uçak İstanbul’a indiğinde ülkemi özlediğimi hisettim. Reklam tabelalarını seyrettim, hasret giderdim.

Uçaktan inip bir araca bindiğimde bir görevli “vatana hoş geldin” demez mi? 

O an kükredim. Kanıma dokundu. Sen kimsin ki bana Abdullah Öcalan muamelesi yapıyorsun?

Suskunluk…

VIP’e gittik. Dediler fotoğraflarını çekeceğiz.  Uğruna canlar feda edilen Türk bayrağının önüne geçirdiler. Ben dayanamadım, gülmeye başladım. 

Gülerken bir fotoğraf karesi istemiyorlarmış, Gülmeyi kesmezsen zorla o fotoğrafları çekeriz dediler.

Kendime zor hakim oldum, bir anı bulup çektiler. Bir görevli “sen buraya bir daha giremezsin iyi bak” dedi.  Ben de, nereden biliyorsun,  belki milletvekili olur girerim, o zaman belki  sen göremezsin dedim.

Atatürk Hava Limanı Karakolu’na getirdiklerinde tüm polisler benimle hatıra fotoğrafı çektirdi. Sonra, böyle olmaz, bir bayrak bulun onun önünde çekinelim dediler. 21 yıldır Şehit Aileleri ve Gazilerin haklarını savunan SehitlerOlmez.com sitesinin kurucusu ve Genel  Yayın Yönetmeni için bayrak arandı ve bulundu. Bayrağın önünde bir çok emniyet görevlisi benimle hatıra fotoğrafı çektirdi.

Bayan bir komiser, arkadaşlar biraz ayıp etmiyor musunuz, diye çıkıştı. 

Sonra bana sordular. 

Ne iş yapıyorsun? 

Gazeteciyim dedim.

Gazetemin adını sordular.

News2023.com’u söyledim. Hemen açıp incelediler. Yazarlara baktılar büyük çoğunluğu Ak Parti Milletvekili, Ak Parti kurucusu. Köşe yazıları ve haberler de sağ tandasta, Ak Parti ile çatışmayan bir gazete…

Bir anda hepsi kaçışmaya başladı. O ana kadar ellerim kelepçeli, ite kaka bekletiyorlardı. Hemen elimdeki kelepçeyi açtılar.

Telefon diplomasisi başladı. Onlar konuşuyor ben de dinliyorum. 

Muhtemelen karakolun amiri telefonla biriyle konuşuyor. 

Efendim emniyet tuzağa düşmüş. Bu şahıs Ak Partili bir gazeteci. Gazetesini inceledik. Bir sorun var bu işte. 

Bir gün sonra İstanbul’dan İzmir'e geldik. Yanımda bir polis memuru. O’na gazetemin internet adresini söyledim. O da son yazımı okudu. Hemen İzmir Emniyeti’ne whatsapp’tan bildirdi. Bu işte bir yanlışlık var dedi.

İzmir’e indiğimizde kısa bir video görüntüsü aldılar. AA’yı arayarak gönderdiler. O arada bir telefon geldi. Şahsın fotoğraflarını ve videolarını çekmeyin. Hiçbir yere götürmeden merkeze getirin dediler.

İzmir’de tüm karanlıklar aydınlığa kavuştu. Organizenin amiri  tüm yazılarını haberlerini okuduk. Evet bir kumpas var. Merak etme biz doğru olanı yapacağız dedi.

Arkasından telefonla amiriyle görüştü. Ben de yan odadan duyuyorum.

Efendim bu adamı boşuna getirip, kötü reklam etmişiz. Yusuf İnan’ı İzmir’de herkes tanıyor. Gazetesi ortada. Köşe yazıları  Cemaat’e muhalif. Hep eleştirmiş. Onlarla mahkemelik olmuş.  Cemaat mobbing uygulamış. Cumhurbaşkanı ile çok eskiye dayanan dostluğu var. Ak Parti İl Başkanlığı da  kurucu olduğunu doğruladı. 

Ak Parti’nin önemli adamları;  Yusuf İnan CHP tarafından uzun yıllar mağdur edildi. Ak Parti kurucusu olduğu için gazetesine reklam verilmedi. Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın yaptırdığı villasıyla siyaset yaparken, Kılıçdaroğlu’nun villasını  bulup haber yaparak Türkiye’de gündem oldu.  Kılıçdaroğlu’nun villasını, CHP İzmir İl Başkanı hakkında Karşıyaka Adliyesi’ne yapılan suç duyurusunu haber yaptığı için CHP düşmanı ilan edildi. Hakkında sayısız soruşturma ve dava açıldı diyor.

Ne yapalım?

Saygılı bir şekilde ifadesini alın, savcılığa gönderin.  Savcılık kendi hatasını kendisi düzeltsin. İhale bize kalmasın.

O arada FETÖ’nün kendilerine makam, mevki verdiği, Pensilvanya  müdavimi  sözde gazeteciler benim için ilginç bir  görev uydurmuş. “FETÖ’nün sosyal medya uzmanı” .

Özellikle İzmir’de faaliyet gösteriyormuşum. Yusuf İnan'ın bir tane twitter hesabı var. Onda da sadece köşe yazılarım var. Bir de Şehit Kızları Babalarına böyle koşar başlıklı bir kaç fotoğraf.

Evet benim gazetem İzmir’de yayın yapıyordu. Şirketlerim de İzmir’de. 

CHP’liler, Yerel Gündem gazetesi için Ak Parti’nin yayın organı diyorlar ve gazetemin hakkı olan reklamları vermiyorlardı. 

Gerçekte kimsenin yayın organı değildim. Ak Parti kurucusu olmama rağmen, Ak Parti’den bir kez reklam verdiler. Onu da ben istemedim. İl Başkanı ısrarla sen istemiyorsun ama biz utanıyoruz dedi ve bir kez reklam verdi.

19 yıl içinde Cemaat’in hiçbir kurumundan reklam almadım.  Tüm banka hesap dökümleri mahkeme dosyasında da mevcut.

İzmir’de iki tane şirketim vardı, hiçbirisi Cemaat – FETÖ iltisaklı iş adamları kuruluşlarına üye değildi Onlarla ticari ve sosyal iletişimim de yoktu.

Bank Asya da hesabım da yoktu. 

Pensilvanya’ya gidip  fotoğrafta çektirmedim. FETÖ üzerinden makam mevki sahibi de olmadım. Zenginleşmedim de.

Devletin resmi kayıtlarına göre 2013- 2018 yılları arasında 8 kez Ukrayna’ya gitmişim, 7 kez Türkiye’ye dönmüşüm.

Türkiye’den kaçma gibi bir yalan da doğru değil.

Neden kaçayım ki?

Gazetem faal. İnternet sitem çalışıyor. Ak Parti Milletvekilleriyle görüşüyorum. Ukrayna’da yaşadığımı, Ukrayna’da ne iş yaptığımı köşe yazılarımda yazıyorum. 

Ukrayna’da yaşadığım sorunları BİMER ve CİMER üzerinden yazıyorum. Hepsi belgeli.

Odessa Başkonsolosluğu ile her yaptığım işi paylaşıyorum. Evlendim Odessa Başkonsolosluğu’na belgelerimi teslim edip evliliğimi tescil ettirdim.  Çocuklarım oldu onların belgelerini konsolosluğa tescil ettirdim.

Konsolosluğa giderek Evlilik Cüzdanı çıkarttım.

Oğlumun düğünü için Türkiye’ye geldim. Kızım evlendi Türkiye’ye geldim. 

Bir seferinde Ak Parti Milletvekillerinin ısrarıyla Ak Parti iftarına katıldım. O iftarda masama  oturan bir kişi üzerinden  karalayanlar, Pensilvanya’daki fotoğraflarını unutturmak isteyenler.

Türkiye’de hiçbir mal varlığım yok. Doğrucu Davut gazetecilik yapmanın bedeli bu.

Araştırılsın, İzmir’de  Türkçe Olimpiyatları dahil köy sitelerine bile reklam dağıttılar. İzmir’de ve Türkiye’de etkin olan Yerel Gündem Gazetesi'ne ve Yerelgundem.com sitesine bir liralık bile reklam vermediler.

CHP’li kardeşler sağolsun. Fırsatı iyi değerlendirdiler. Yusuf İnan’dan güzel intikam aldılar.  İzmir’in gazetesini batıran şahısta, bu gazeteyi batırma dediğim için kin kustu.

Doğrunun kayığı sarsılır ama batmaz.

Ben İzmir’de gazetecilik yaptım. "İzmir iktidar olmalı, İzmir'i iktidar partisi almalı" başlıklı bir köşe yazısı nedeniyle CHP'li İzmir Belediyesi gazetemin ofisini  onlarca zabıtayla bastı, tabelasını indirtti.

Zabıtaya hakaret ettin diye yalan beyanlarla İzmir Adliyesi’nde yargılattı. (Meraklısı ve Sayın Kılıçdaroğlu UYAP sistemine bakabilir. Ben de gönderebilirim.)

Evet CHP’li Belediyelerdeki usulsüzlükleri yazdım. Hiçbiri tekzip edilmedi. Hepsi doğruydu. Bunu Kılıçdaroğlu’nun kendisi de biliyor.

Ben özellikle CHP ile de uğraşmadım. İzmir’de CHP iktidardı, CHP’nin görünen ve bilinen kamu yararı olan yanlışlarını gazetecilik etiğine uygun bir şekilde yazdım.

Kin ve nefretle değil.

Cemaat, FETÖ olmadan önce onları da eleştirdim.  Yanlışlarını yazdım. Bir kin ve nefretle değil. Madem gazeteciysem doğruları yazmam gerekmez mi. 

CHP, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı medyaya baskı yapıyor diye eleştiriyor. Ben  CHP’nin İzmir iktidarında  muhalif gazeteci olmanın bedelini adliyelerde sürünerek ödedim.

FETÖ de iyi intikam aldı. Ekrem Dumanlı ve Zaman Gazetesi 2 adet ceza, 2 adet  on’ar bin liralık tazminat davası açtı.

Davalar 2011’de başladı, 2014 yılında Yargıtay tarafından onandı.

Eğer Ak Parti ile ipler gerilmemiş olsaydı, Yusuf İnan ellerinden zor kurtulurdu.

Ekrem Dumanlı ve Zaman Gazetesi'nin Tazminat talebine ait  evrak...

 

Ekrem Dumanlı ve Zaman Gazetesi'nin ceza talebine ait  evrak...

 

Karara itiraz ettiler. Bu da  Yargıtay kararı...

 

Buna rağmen onlarca dolaylı dava ve soruşturma açtırdılar. Hepsi UYAP sisteminde mevcut. Ben de de mevcut. Merak eden olursa paylaşabilirim.

Ukrayna’da hayvancılıkal uğraştım. Türkiye’ye ucuz et yedirmeyi hayal ettim. Ahıska Çeteleri yüzünden başaramadım.  Bir E-Ticaret sitesi açarak internetten adak satmak istedim. İnsanlar ilgi göstermedi.  E.T isimli  Alternatif Tıp alanında araştırma yapan bir kişi aradı. O’na başvuran akıl hastalarına, kanser hastalarına  adaklık koyun, koç, inek ve dana satıp,  kestik.

Etleri kime dağıttık?

Etleri Ahıska Köylerine, Kur'an Kursu'na, Nikolaev'deki Türk ve Müslüman halka, Mescit'e gelen fakirlere, Ukrayna Şehit ve Gazi Derneği üyelerine, Engelliler Derneği üyelerine, Engelli Çocuklar Derneği üyelerine, tüm yaşlı ve fakir bakım evlerine, emeklilere, dul ve yetimlere  Türk Bayrağı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fotoğrafının  bulunduğu ofiste dağıttık. Hepsi resmi belgeli. Et dağıtımı  pasaport bilgileri, vergi numarası ve eti alanın imzası ile yapılıyor, ay sonunda da vergi dairesine teslim ediliyordu. Bu belgeler mahkeme dosyasında mevcut.

*

*

(Bu fotoğraftaki ikizler yetim ve öksüz, yaşlı nineleriyle birlikte yaşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu çocuklara mont, pantalon ve ayakkabı hediye etti, giydirdi. Gerçekten bir Türk vatandaşı hasta çocuğu için iki fakir çocuğu giydirmek istemişti. Ukraynalılar Erdoğan verdi olarak biliyor. Öyle düşünüyorlar. Biz de itiraz etmedik.  )

Bu konuyla ilgili de CİMER üzerinden yazdığım dilekçelerle  Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı bilgilendirdim. Bununla ilgili belgeler mahkeme dosyasına da getirtildi.

CİMER'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a iletilmesi gereken önemli bilgileri kim gizledi?

Yusuf İnan’ın hayatının gizlisi saklısı yok.

Ukrayna’da şehir dışında ıssız bir alanda eski bir ev satın aldım. 2300 dolara. Onu tamir ettim. Oraya taşındık. Orada yaşıyorduk. 

12 Temmuz 2018’de Türkiye’ye getirilince;  arkamda eşimi, beşikteki 8 aylık kızım  Ayşe ve 2 yaşındaki Elif’i  bıraktım.

Eşimin annesi, babası ve kardeşi yok.

Dünya da tek başına iki sabi çocukla  kalakaldı.

Üstelik eşimin gözleri de görmüyor. Ameliyat edilecekti. Para biriktirip Türkiye’de ameliyat ettirmeyi düşünüyordum. Türkiye’deki  danıştığımız doktor, çocuk küçük olduğu için süt emmesi bitsin sonra gelin ne gerekiyorsa yapalım demişti.

Eşim üzüntüden ve sahipsizlikten 1,5 ay sadece kahve ve çay içmiş, yemek yememiş. Kalp ve böbrek hastası olmuş. Gözleri görmediği için 8 aylık Ayşe bebek sürünerek sıcak çaydanlığı üzerine dökmüş ve kendini yakmış. İki kez ameliyat edilmiş. Büyüyünce kalan yanık izlerini yok etmek için estetik ameliyat gerekliymiş.

Yusuf İnan ve ailesi bunları yaşarken savcıya ve  Ağır Ceza Mahkemesi'ne "masum" olduğumu ispat etmek için çırpındım. Avukatım da yok.  Birileri avukata, davaya bakmazsan senin için iyi olur diye tehdit ediyor.

Bir klasör savcılığa, dört klasör mahkemeye dilekçe yazdım. 

Savcılık Makamı  hiçbir iddiasını ispat edemedi. Ben ne söyleniyorsa, hepsinin kanıtlarını dosyaya cezaevi şatlarında bulup  koydum. Masum olduğumu ispat ettim. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; "Müdde-i iddiasını ispat ile mükelleftir" diyordu. Savcılık makamı hiçbir iddiasını ispat edemedi, ben masum olduğumu ispat etmek zorunda bırakıldım.

11 ay sonra mahkeme başkanı bu dosya ile sana ceza veremeyiz  ama işin içinde MİT ve Cumhurbaşkanı var. O nedenle az bir ceza verelim, istinaf düzeltsin dedi

Eşim aklını kaybedecek. İki sabi çocukla yaşadıklarını mektuba dökmüş. O mektupları hakime gösterdim. Siz adil karar vermelisiniz dedim. O biz de zor durumdayız, sen en iyisi onları buraya getirmeye çalış dedi ve yurtdışı çıkış yasağı koydu.

21 aydır eşimi ve çocuklarımı görmüyorum. Gözleri görmeyen eşim iki sabi çocukla Ukrayna’da ıssız bir bağ evinde yaşam mücadelesi veriyor.

 

24 Şubat günü Ukrayna'da büyük  fırtına oldu.

 

24 Şubat 2020 günü sabah eşim ağlayarak aradı.  Ukrayna’da büyük bir fırtına olmuş evin çatısı uçmuş. Evin çatısı yok. Ben çatısı olmayan bir evde bu küçük çocuklarla birlikte kış günü  ne yapacağım diye bağıra bağıra ağlıyor.

Elif  6 Mart’ta 4 yaşına girecek.

Elif dedi ki,  “Anne ağlama babam bizi seviyor. Sen ağlama o bize yardım edecek. Baba sen bize yardım edersin değil mi, buraya gelirsin değil mi” demez mı?

Yüreğim parçalandı.

Gözleri görmeyen bir eş ve iki sabi çocuk. O halde zor yaşarken bir de evin çatısı uçmuş.

Kime ne diyeyim?

Negahan Alçıcı Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile yaptıkları toplantıyı yazmış. Adalete olan güvenini dile getirmiş.

Sayın Bakan'ın söylediği adalet  bir türlü gelmedi. Benim ailem  gözlerimin önünde eridi, yok oldu.

Babil dizisini izlemek mi kolay, yaşamak mı?

Şimdi Ukrayna’da elektrik de yok. Dolayısıyla su da yok. Evin çatısı da yok. 

Benim çocuklarım çatısız evde tek başlarına Allah’tan gelecek yardımı bekliyor. 

12 Temmuz 2018’den bu güne 21 ay geçti.

Kimseye bir şey söylemedim. 

Bekledim.

Devletin itibarı zedelenmesin, Cumhurbaşkanı küçük düşmesin istedim.

İçime attım.

Allah büyük dedim.

4 yaşında Elif'in;  “Anne üzülme babam bizi seviyor, bize yardım eder, lütfen ağlama.. Baba sen buraya gelirsin, bize yardım edersin değil mi” sözleri karşısında dayanamadım ve yazdım.

Türkiye’ye çağrım Babil dizisini iyi izleyin…

Babil bir televizyon dizisii benim de hayatım...

Ön yargılı olmayın. Birileri karaladı diye o yalanın peşinden gitmeyin.  Kul hakkına girmeyin.

Gün gelir başkalarına çok gördüğünüz o adalete muhtaç olursunuz.

 

UKRAYNA'DA T.C DEVLETİ'NE VE DEVLET BAŞKANI ERDOĞAN'A OPERASYON

Benim  ve ailemin yaşadığı hukuk dışı uygulamalar beni ve ailemi ilgilendiriyor,  beni ve ailemi mağdur ediyor.

Esas sorulması gereken soru şu:

1-T.C Devletini kim manipüle etti?

2- T.C Cumhurbaşkanı'na, Recep Tayyip Erdoğan'a kim kumpas kurdu, kim yanılttı?

3- T.C Devlet Başkanına küresel anlamda kim ve kimler itibar operasyonu yaptı?

 

 

13 Temmuz 2018 günü Cumhurbaşkanlığı  Sözcüsü İbrahim Kalın; "Ukrayna'dan iki tane üst düzey FETÖ imamı ülkemize getirildi."  Şeklinde bir açıklama yaptı.

1-Ukrayna'dan getirilen Yusuf İnan  " üst düzey FETÖ imamı " değil, Ak Parti kurucusu çıktı. 

İzmir Ağır Ceza Mahkemesi de Yusuf İnan FETÖ ÜYESİ DEĞİLDİR dedi.

2-FETÖ imamları Ukrayna'da  kaldı. 

3-Yusuf İnan Ukrayna'da hayvancılık yapıyordu. E-Ticaret sitesi üzerinden 30 - 40 dolara adaklık canlı hayvan satıyordu.

4-Yusuf İnan Türkiye'ye getirilerek E-Ticaret sitesinin çalışması engellendi. 

FETÖ 'nün dünya çapında  en önemli gelirlerinden biri olan adak ve kurban pazarının önü açıldı.

Kimse Yok Mu Derneği”  faal olduğu Avrupa ve ABD'de adak ve kurbanlıkları 150 -250 EURO arasında bir fiyatla satıyordu. 

Yusuf İnan'ın Ukrayna'daki şirketi ise 30 - 40 dolara satıyordu.

Esas amaç, FETÖ'nün küresel anlamda adak ve kurban pazarına çomak sokan Yusuf İnan'ın pazardan çekilmesi miydi?

Ukrayna'da  Gülenist hareket olarak bilinen yapılanmaya, bu yapılanmanın yöneticilerine değil de, neden FETÖ'nün adak ve kurban pazarına çomak sokan Yusuf İnan'a operasyon yapıldı?

Neden Yusuf İnan'a yurtdışı yasağı konularak; Ukrayna'ya, ailesinin, çocuklarının yanına, evine dönmesi 21 aydır engelleniyor?

FETÖ'nün adak ve kurban pazarına yeniden çomak sokar diye mi endişe ediliyor?

5- Yusuf İnan 05 Haziran 2018 tarihinde "Seçimden Sonra Ak Parti'ye FETÖ Operasyonu" başlıklı bir köşe yazısı yazarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bilgilendirmek istemişti.

Operasyon ne zaman yapıldı? 

O yazıdan bir ay, bir hafta sonra. Hem de itibarsızlaştırılarak.

Peki neden küresel anlamda itibarsızlaştırma ve karalama operasyonu yapıldı?

Çünkü o köşe yazısındaki bilgiler Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ulaşırsa, itibar etmesin, dikkate almasın diye...

 

 

 

Sormak gerekmez mi? 

-Today’s Zaman eski yazarı, Fethullah Gülen'i  “en etkili 500 Müslüman” listesine yazan iki isimden biri olan  İbrahim Kalın (Barış Pehlivan) hangi kanıtla "Ukrayna'dan iki tane üst düzey FETÖ imamı ülkemize getirildi.Açıklaması yaptı? 

Masumiyet karinesiAnayasa'nın 38. maddesinde, “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

" Masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı" alenen ihlal edildi.

- Yusuf İnan'a  yapılan operasyon, FETÖ'nün kurban ve adak pazarının önünü açtı.

- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğraflarının asılı olduğu FOND İNAN'ın ofisi kapandı, Erdoğan'ın fotoğrafları indirildi.

Ukrayna'da esas operasyon kime yapıldı? 

Yusuf İnan'a mı, T.C Devleti'ne mi, Devlet Başkanı Sayın Erdoğan'a mı?

Karar sizin.

 

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com

Twitter@Yusufinan2023

İnstagramyusufinan2023