Dikkat Recep Tayyip Erdoğan’ı seven yanıyor…

Erdoğan’ı görünce eğilen, gidince söven, makam mevki verilince seven, makam mevki ve rant olmayınca gidenleri de söylemiyorum.

Dikkat Recep Tayyip Erdoğan’ı seven yanıyor…

Yazının başlığına bakıp da şaşırmayın.

“Erdoğan’ı sevenler, önünde takla atıp yağ yakanlar abad oldu” demeyin. Ben sahtekârlardan bahsetmiyorum. Menfaat için Erdoğan’ın etrafında yalandan “siz her şeyin en iyisini bilirsiniz” diye yerlere kadar eğilen bukalemunlardan hiç bahsetmiyorum.

Erdoğan’ı görünce eğilen, gidince söven, makam mevki verilince seven, makam mevki ve rant olmayınca gidenleri de söylemiyorum.

Benim söylediklerim karşılıksız sevenler.

Erdoğan’ın görmediği.

Uçağına bindirmediği.

Saf ve duru sevgisinden haberdar olmadığı sevenlerini, yol arkadaşlarını kastediyorum.

Ak Parti 31 Mart ve 23 Haziran 2019 seçimlerinde sarsıldı, Erdoğan’ın etrafındaki halka gevşemeye başladı.

Bilal Erdoğan, Ak Parti’nin başına geçer de koltuk bize kalmaz diye Bilal’i hedef tahtasına oturtanlar, şimdi de damadı Berat Albayrak’a saldırıyor. Hızlarını alamamış olmalılar ki, AKP’li olduklarını söyleyen bir grup Başkan Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’a saldırıyor.

Manzara böyle olunca Erdoğan gibi zirvede olanlar etrafında sadık dost ararlar. Ben işte o sadık dostların ne halde olduğunu Sayın Başkan'a bildirmek istiyorum.

Onlardan bir tanesi İzmir’in şirin ilçesi Buca’da Kömür Ofisi sahibi bir iş adamıydı. Erdoğan Başbakan olunca, yıllar önce çektirdiği fotoğrafı çerçeveleterek Kömür Ofisi’nin duvarına astı.

 

 

 

Yerel seçim dönemi, başkan adayları esnafı ziyaret ediyordu. CHP’nin Buca adayı, Kömürcü Ali Abinin ofisinde Erdoğan ile çektirdiği fotoğrafı gördü.

O an renk vermedi.

Seçimi kazandığı sabah, Kömür Ofisi’ni yıktırmak için harekete geçti.

Ak Parti iktidarında Kömürcü Ali Abi’nin Ofisi yasal teamüllere aykırı bir şekilde yıkıldı.

Kömürcü Ali Abi çok mücadele etmiş ama sesini kimseye duyuramamış.

Alacaklarını toplayamadığı için, işi bozulmuş ve iflas etmiş. Borçlarını ödemek için evini, para eden varlıklarını satıp borçlarını ödemiş, itibarını kurtarmış.

İş işten geçtikten sonra benim haberim oldu. Kömürcü Ali Abi’nin yaşadıklarını Yerel Gündem’de yazdım. Haber ulusala taşındı. Herkes ah vah tüh dedi. Kimse Kömürcü Ali Abi’ye gelip de halin nedir diye sormadı.

Ben de haberi yaptığım için CHP’nin ve “dürüst başkanın” hedefi haline geldim.

Basın Kanununda açıkça belirtilen Basın Özgürlüğü kriterleri arasında yer alan “Bilgi edinme” özgürlüğü çerçevesinde sorduğum bir soru nedeniyle hapis cezası aldım.

Yetmedi, hakaret ettiğim ileri sürülerek tazminata mahkum edildim.

Başka bir konu nedeniyle telefonla arayan Yargıtay Başmüfettişi’ne yaşadıklarımı anlattım. Neden Yargıtay’a itiraz etmediniz dedi.

Ben de, itiraz ettik onadılar deyince küçük dilini yutacak gibi oldu.

Hatta iş daha da büyüdü. Dönemin CHP İzmir İl Başkanı hakkında savcılığa yapılan bir suç duyurusunu haber yaptığım için, Karşıyaka Adliyesinde iki kez yargılandım. Haber aynı. Savcı aynı, Hakim aynı. Avukatlar da aynı.

Dava iki tane, karar iki tane…

Nasıl ama adımı rekorlar kitabına yazdırabilirim değil mi?

O olaydan sonra İzmir Adliyesinde sayısını hatırlayamayacağım kadar soruşturma ve dava açıldı.

Ben Ak Parti kurucusuyum. İzmir’de Ak Parti kurucusu olduğum gerekçesiyle CHP’nin düşmanı olarak görülüyor, gazeteme CHP’li belediyeler reklam dahi vermiyor.

Ak Parti iktidarında, Ak Parti kurucusu bir gazeteci olarak yaşadığım mağduriyetler yetmemiş olacak ki, Abdullah Öcalan’dan da ileri seviye de, dünya çapında tehlikeli bir gazeteci olduğum ileri sürülerek, üzerime atılmadık iftira ve çamur kalmadı.

İşlerim bozuldu. Ailem, çocuklarım sahipsiz kaldı. Eşim üzüntüden kalp hastası oldu.

Benim yokluğumda, eşim üzüntüden bir buçuk ay bir şey yemediği için kalp, böbrek ve karaciğer hastası olmuş. Beşikteki kızım Ayşe, annesinin gözlerinin görmemesi nedeniyle, sıcak çaydanlığı üzerine devirerek kendini yakmış.

Bunlar hep kurucusu olduğum Ak Parti’nin iktidarında oldu.

Bakan ve Milletvekillerinin Şehit Cenazelerinde yuhalandığı, saldırıya maruz kaldığı bir dönemde, Başbakan Erdoğan’ı İzmir Şehit Aileleri ile buluşturan, Ak Parti kurucusu gazeteci ve ailesi Ak Parti iktidarında soykırıma uğradı.

Tabi ki Başkan Erdoğan’ın bunlardan haberi olmadı (!)

Gelelim Köfteci Vedat’ın hikayesine…

Köfteci Vedat Antalya’da hava parası da vererek bir büfe kiraladı. Tam işini yoluna koyduğu bir dönemde seçim otobüsüyle yoldan geçen Erdoğan’a el salladı.

CHP’li kardeşler ve adalet pankartı ile Ankara’ya yürüyen Kemal Kılıçdaroğlu kusura bakmasın, alınmasın da.

Bu durumu gören CHP’li Antalya Belediye Başkanlığı’nın zabıtaları ertesi günü beklemeden ceza kesti, sonra da Köfteci Vedat’ın ekmek teknesini yıktı.

İşte Suç ve Ceza…

 

 

 

 

 

Erdoğan ile fotoğraf çektirmenin, Erdoğan’ın fotoğrafını iş yerine, ofise asmanın, Erdoğan’a el sallamanın cezası; iş yerlerinin yıkılması, iflasa sürüklenmesi, o kişilerin karalanması, yok edilmesi.

 

 

Bunları yazmanın cezası da benim yaşadıklarım…

O nedenle yazımın başlığını “Dikkat Recep Tayyip Erdoğan’ı seven yanıyor…” olarak koydum.

 

YUSUF İNAN / BİLGE NEWS

www.bilgenews.com