Erdoğan, Putin ve Trump satrancı dünyanın başını döndürüyor.

Erdoğan, Putin ve Trump satrancı dünyanın başını döndürüyor.

Her şey ABD ve AB’nin Türkiye’yi oyalama siyaseti ile başladı.  ABD, Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü PKK’yı kullanmak  istemesi nedeniyle;  ABD, AB ve NATO ile ilişkileri sarsıldı

Bu süreçte, Türkiye, terörle mücadelede başarılı oldu diyemeyiz.  PKK’yı bitirdik derken, YPG adıyla ikinci bir örgütün, PKK’nın da ilerisinde  yapılandırılmasını izlemek zorunda kaldık.

Çünkü satranç tahtasının başında ABD ve Çılgın Lideri Trump vardı. Türkiye’yi çok güzel oyaladı. YPG’ye tırlar dolusu silah ve mühimmatı  gönderirken, dostluk mesajları verdi.

Türkiye’yi uyuttuğunu düşündü.

Satranç  tahtasının ikinci güçlü ismi, Rusya ve zeki lideri  Putin, bu süreci fırsat bildi ve sıcak denizlere inmenin de ötesinde, kalıcı olacak bir sürecin temel taşlarını döşemeye başladı.

İlk iş olarak Rusya’nın eski SSCB ülkelerindeki konumunu zayıflatan,  ABD’nin  kriminal  yapılanmasının ipini  çekti. Rusya’nın o hamlesi, Türkiye’deki tüm dengeleri değiştirdi. Rusya o hamlesiyle,  Türk Hükümeti’ni  ve Başkan Erdoğan’ı yanına çekti.

Başkan Erdoğan’da ABD ve AB bloğunun samimiyetsiz yaklaşımlarının,  Ak Parti Hükümeti ve Türkiye için hayırlı olmadığını gördüğü için,  ABD’nin Kriminal Yapılanmasını silkeleyerek  Rusya ve Çin bloğunun atmosferine girdi.

Rusya ve ABD’nin  ortak gizli bir ajandası var mıdır, yok mudur, orasını bilemeyiz. Ama ihtimal dahilinde olduğu şimdilerde konuşulmaya başlandı.

Türkiye, ABD ve AB’nin samimiyetsiz yaklaşımları nedeniyle,  Rusyanın Kırım’ı ilhak etmesine göz yumdu.  

Rusya, Kırım’ı ilhak ederek, ABD ve AB ülkelerinin Ukrayna’yı Rusya’dan koparmak istemesinin önüne geçti.

Ukrayna, Avrupa Birliği’ne girebilseydi, Rusya için  sonun başlangıcı olacaktı. Çünkü Ukrayna’yı diğer ülkeler takip edecekti.

Olmadı.

Ukrayna şimdi kendi içinde  gel-gitler yaşıyor.

En önemli müttefiki Türkiye, en büyük düşmanı Rusya’nın da müttefiki!

Türkiye, YPG adıyla  önce düzenli ordusu kurulan Kürt Devleti’nin kurulmasına, göz yumamazdı,  yummadı.

Barış Pınarı Harekatı ile bölgedeki oyunu bozdu.

En büyük hamlesini yaparak;  bir kale, bir de fil aldı ve gözünü vezire dikti.

Bunu gören Trump, Türkiye’yi  daha büyük bir oyuna çekti. YPG’yi Suriye ile birleştirerek,  Suriye – Türkiye savaşı çıkardı.

Kendisini eleştirenlere,  bırakın şimdi YPG – Suriye, Türkiye ile savaşsın. Biz de seyredelim dedi.

Türkiye’nin Suriye’yi ezip geçmesiyle bölgede daha büyük bir güç haline gelmesini engellemek için de yaptırımları masaya sürdü.

Bu süreçte Putin çok daha büyük bir adım atarak, Suudi Arabistan ile doğrudan iletişim kurdu.  Ortadoğu’da kalıcı olma yolunda  Ortadoğu’nun en güçlü devleti Suudi Arabistan’a bir dizi ziyaret planladı.  Ziyaretin ticari ayağı da hazırlanmış. Görünen o ki, Suudi Arabistan da  Başkan Erdoğan gibi Rusya ile yakınlaşarak, kendisini alternatif blok üzerinden güvenceye almak istiyor.

Bu nedenle, Rusya, Suudi Arabistan yakınlaşması kaçınılmaz.

Bundan sonra ABD ve AB'nin Ortadoğu'da işi kolay değil.

Ya gücü ve rantı, Rusya- Çin- İran, Türkiye  ve  Arabistan bloğu işe paylaşacaklar.

Ya da, Allah vermesin, III. Dünya Savaşı çıkacak...

Diğer bir seçenek daha var ki, ABD ve AB bundan sonra o seçeneğe yoğunlaşacak gibi görünüyor.

Umarım Başkan Erdoğan o seçeneği tahmin ediyordur.

 

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com