İlker Başbuğ, Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Yıpranan Devlet

Mehmetçik cephede, Rusya arkadan vuruyor. ABD ve NATO içeriden vuruyor. 

İlker Başbuğ, Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Yıpranan Devlet

“Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.” Çocukluğumuzda bu sözü çok sık duyardık. Aradan yarım asır geçti şimdi yaşıyoruz.  Hatta Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur değil, Türkiye’nin Türkiye’den başka dostu yok.

ABD’ye yaklaşıyoruz, tekme atıyor.  Rusya’ya yaklaşıyoruz tokat yiyoruz.

İran’a en zor zamanında arka çıkıyoruz, göğsümüzden hançerliyor.  İslam Ülkelerinin hiçbiri bizim kendilerine gösterdiğimiz sevgi ve saygıya karşılık vermiyor.

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un başlattığı "FETÖ’nün siyasi ayağı" polemiği giderek büyüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu FETÖ’nün siyasi ayağı olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedefe koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Kılıçdaroğlu’nu.

İlker Başbuğ da TBMM’yi ve yasama görevini tartışmaya açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da eski defterleri açtı.  Başbakan sıfatıyla eşi Emine Erdoğan ile GATA’da  Nejat Uygur’u ziyaret  edemediğini, generallerin eşini yanında getirmesin mesajı gönderdiğini söyledi.

Benzer durum  Özal döneminde de vardı. Korkut Özal  sakalı olduğu gerekçesiyle Orduevlerine alınmıyordu. 

Başörtülü genç kızların üniversitelere sokulmadığı günleri unutmak mümkün değil.

Hepsi bir yana, Mehmetçiğin başörtülü annesi yemin  töreni için garzinozana alınmıyordu. Kazara girenler dışarı çıkarılıyordu. Başörtülü anneler evlatlarının yemin törenini  tel örgünün dışından izliyordu.

TSK’nın içinde yaşananlar bunlardan farklı değildi. İskender Pala’nın yaşadıklarını “İki Darbe Arasında”  adlı kitaptan okuduk. 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin bakanları Şehit Cenazeleri’nde yuhalanıyordu. Halk tahrik ediliyordu. 

Erdoğan, Başbakan sıfatıyla İzmir Şehit Aileleri Derneği’ni ziyaret etmek istediğinde Türkiye ayağa kalkıyordu. Dönemin İzmir Şehit Aileleri Dernek Başkanı Yavuz Alphan yatağa bağımlı oldu ama hala sağ, merak eden sorabilir. 

O dönemin zinde güçleri, İzmir Şehit Ailelerini ve Dernek Başkanı Yavuz Alphan’ı tehdit ediyor, Erdoğan’ı kabul etmeyeceksiniz diyordu. 

Dernek telefon ve fakslarından tepkiler, küfür ve hakaretler gırla gidiyordu.

Yavuz Baba (Alphan) telefonla aradı. Evlat ne yapacağız tepkiler çığ gibi. Bizi açıkça tehdit ediyorlar. Tüm aileler dernekte ne yapacağımızı bilmiyoruz, acil gel de konuşalım ne yapacaksak yapalım demişti. 

Gittim. 

Ülkenin Başbakanı Şehit Aileleri’nin ayağına geliyor.  Sorunlarımızı ilk elden anlatalım. Kim tehdit ederse etsin dedim. Dernek ana baba günü. Provokatörler de var. Benimle kavga ediyorlar. Sen bizim işimize ne karışıyorsun. Yavuz Babayı yanlışa sürüklüyorsun diyorlardı. 

Gelen Recep Tayyip Erdoğan değil, Başbakan dedim.

Yavuz Baba onları dinlemedi Yusuf İnan doğru söylüyor. Bizim kültürümüzde bizi ziyarete gelmek isteyene kapıyı kapatmak yok. Hele devlet (Başbakan)  derneğimize geliyor., kabul etmemek olmaz dedikten sonra dernek sekreterine seslendi,  çekin kızım telefonların fişini…

Faks ve telefonların fişi çekildi.

Ben de haber yaptım. 

T.C Başbakanı İzmir Şehit Ailelerini o şartlarda ziyaret etti.

Aynı dönemde  şirketimize ait Avrasya Forum adlı Dış Politika haber sitemizde  sonradan Ergenekon ve Balyoz sürecinde yargılanan generallerin (33 Emekli  General) büyük bölümü köşe yazıyordu.  İYİ Parti Milletvekili  Prof. Dr. Ümit Özdağ da yazarlarımız arasındaydı.

Her ne olursa olsun. Devlet ve devlet kurumları yıpratılmamalı. Türk Milleti’nin vatan sevgisi zedelenmemeli.

Lütfen söylemlere dikkat…

"TSK’nin büyük bölümü FETÖCÜ!"
"Polisin büyük bölümü FETÖCÜ!"
"Akademisyenlerin büyük bölümü FETÖCÜ!"

"Hakim ve savcıların büyük bölümü FETÖCÜ!"  vs...

Bu söylemler TSK’yı da, Emniyet’i de, Adliye'yi de yıprattı. Türk Milleti ümitsizliğe sürüklendi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu son yaptığı açıklamasında, Ak Parti Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için “FETÖ’nün önünü açan siyasi otorite FETÖ’nün siyasi ayağıdır. Devleti FETÖ’ye teslim eden kişinin adı Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Kılıçdaroğlu için 'FETÖ'nün siyasi ayağı Kılıçdaroğlu'dur' dedi.

Tehlikenin boyutu güncel siyasetin stresli ve dumanlı ortamında görünmüyor olabilir. 

Türk Milleti bu manzarayı korku ve endişe içinde izliyor.

Türk Milleti’nin TBMM’ye güveni sarsılıyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan ve CHP Milletvekili Mahmut Tanal arasında kürsüde başlayan "FETÖ’nün siyasi ayağı" tartışması iki partinin vekilleri arasında arbedeye yol açtı.


AKP’li Özkan'ın Tanal'ın kapatılan Zaman Gazetesi önündeki fotoğraflarını göstermesi üzerine söz alan CHP'li Tanal, bu kez AKP vekillerinin Pensilvanya'da çekilen fotoğraflarını gösterdi. 

Tüm bu olaylar yaşanırken, Bursa  2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, mahkeme  Şehit Üsteğmen Murat Ataş’ın eşi Sezen Ataş’la ilgili kararını verdi.

 Mahkeme Sezen Ataş’ın “terör örgütü üyesi olduğunun sabit olduğunu” belirterek 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verdi. Ataş hakkında, temyiz süreci boyunca yurtdışına çıkış adli kontrol kararı uygulanacak.

Dava sürecini  Müyesser Yıldız’ın kaleminden okuyalım:

15 Temmuz darbe teşebbüsünden yaklaşık 2.5 ay sonra Diyarbakır'dan iki şehit haberi gelmişti.

Açıklamalara göre, PKK'lı teröristlerin düzenlediği saldırıda Üsteğmen Murat Ataş ve Uzman Çavuş Oğuzhan Cito şehit düşmüştü.

Üsteğmen Murat Ataş'ın şehit olmasının ardından medyada, “1 ay sonra çocuğu olacaktı” başlığıyla yer buldu... Şehidin, doğmasını beklediği kızına “Başak Aslı” adının verilmesini istediği vurgulandı... 8 aylık hamile eşi Sezen Ataş'ın cenaze törenine tekerlekli sandalyeyle katıldığı, annesinin, “Son kez oğlumu göreyim... Beni de yanına gömün” diye ağladığı anlatıldı... Erdoğan'ın, şehit ailesine telgraf gönderip, başsağlığı dilediği bildirildi... 

GÖZALTINA ALINDI

Murat Ataş’ın son yolculuğuna uğurlanmasından 1 ay sonra Başak Aslı dünyaya geldi. Anne Sezen Ataş, yaşadığı Gemlik’te kızını büyütmeye çalışırken, 25 Temmuz 2019’da FETÖ üyeliği iddiasıyla gözaltına alındı.

Savcılık tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Ataş hakkında iddianame düzenlendi.

İddianamede 2 FETÖ itirafçısının ifadeleri vardı.

Başka söze gerek var mı?

Türk Milleti devlete küsüyor. Devlete olan aidiyet duygusunu kaybediyor. 

Gazete Duvar’dan  Özlem Akarsu Çelik Ak Parti’den istifa eden Mustafa  Yeneroğlu’nun hazırladığı “Yeneroğlu’ndan 'silahlı terör örgütü üyeliği' raporu”  başlıklı köşe yazısı ilginç tespitler içeriyor.

Yeneroğlu’nun  ‘Siyasi ayak tartışması, toplum üzerinde yıkıcı bir psikoloji oluşturuyor’ sözleri  mutlaka dikkate alınmalı.

Mehmetçik cephede, Rusya arkadan vuruyor. ABD ve NATO içeriden vuruyor. 

Mehmetçikler, beşer onar, mangalar halinde şehitliklere doğru yürüyor.

Annenelerin, babaların, eşlerin, çocukların yüreklerine kor ateşler düşüyor.  

Böyle bir ortamda TBMM böyle mi olmalı?

 

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com