Işılay Saygın, Mehmet Ağar, Abdülhamit Gül ve  New York'ta Beş Minare

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Ak Parti kurucularının serzenişlerine alınmış.

Işılay Saygın, Mehmet Ağar, Abdülhamit Gül ve  New York'ta Beş Minare

Bir zamanların kudretli bakanı Işılay Saygın, her fani gibi hiç beklenmedik bir anda vefat etti. 
Çok üzüldüm.  

Her aklıma geldiğinde üzülüyorum. 

Işılay  Saygın’ı özlüyorum.

Türk  siyasetine Işılay Saygın gibi ikinci bir siyasetçi gelmedi. 

Yeri doldurulamaz.

Ruhu şad olsun.

Işılay Saygın Ak Parti’ye katılmak istiyordu.

Ak Parti,  kuruluşundan bu güne İzmir’de başarılı olamamış olsa da, Ak Parti’nin temeli İzmir’de atılmıştır.  
Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ve arkadaşları  Erbakan Hoca’dan ayrılarak Yenilikçiler  olarak anılmaya başlamıştı. O günlerde Işılay Saygın ile bizim gazetenin ofisinde oturuyoruz. Işılay Saygın’a, Sayın Bakanım Yenilikçiler hakkında ne düşünüyorsun diye sordum.

Işılay Saygın, Tansu Çiller’in Erdoğan’ı yanına çekmek için bir ekip kurduğunu ama başarılı olunamadığını söyledi.
Artık bizim dönemimiz kapandı. Edoğan da lider karizması var,  bu hareket başarıya ulaşır” dedi.

Necmettin Erbakan ile arasında yaşanan istifa krizini anlattı. Kadınlarla ilgili iki kanun teklifi verdim. Herkesle tek tek görüştüm, tam oylanacağı gün beni boşa düşürdüler. Ben de tepki için istifa ettim demişti. İstifa sonrası Necmettin Erbakan ile yaptığı görüşmede, keşke bana söyleseydin, bu sorunu aşardık dediğini  ve içindeki burukluğu anlatmıştı.

Işılay Saygın,  dışarıdan görüldüğü gibi  inanca karşı ve mesafeli bir siyasetçi değildi.  Ara ara Kenan Evren’i ziyarete gidip gelirdi. Yılda birkaç kez ziyaret ettiği yurtdışında yaşayan İzmirli Levanten  dostları, arkadaşları vardı.

Türkan Saylan, Işılay Saygın’a aşırı saygı gösterirdi. Işılay Saygın bizim gazetenin ofisinde çalıştığı için Türkan Saylan kendisini bizim gazetenin telefonundan arardı.

Aynı Işılay Saygın, pazartesi ve perşembe oruç tutar, beş vakit namazını kılar, Bucalı kadınlarla mukavaleye katılırdı.
Ak Parti’de yer almayı istiyordu. Bülent Arınç’ın istifa olayı nedeniyle kendisini  istemediğini düşünüyordu.

Ak Parti kurulmadan önce, Prof. Dr. Mehmet Aydın ile  İzmir İlahiyat Fakültesi’ndeki odasında  Ak Parti’nin kuruluşunda yer alacak isimler üzerinde  konuştuk. Uzun bir röportaj yaptım.

Mehmet Aydın Hoca, İzmir’de İsmail Katmerci, Mehmet Aydoğan, Işılay Saygın, Yıldırım Ulupınar, Vasfi Çakıroğlu, Kestane Pazarı Vakfı Başkanı Hasan Dayhan gibi isimler üzerinde duruyordu. 

O görüşmeden sonra Işılay Saygın ile de konuştuk.  Konyalılar Vakfı Başkanı Mehmet Aydoğan ile de konuştuk. 

Hararetli toplantılar rahmetli Vasfi Çakıroğlu’nun ofisinde yapılıyordu. O günlerde Ak Parti’nin kuruluşunda ismin geçmesi şimdiki FETÖCÜ yaftası ile aynıydı.

Çok büyük baskı vardı.

Mehmet Aydoğan aradı. Yusuf bey İzmir’i kurma görevi İsmail Katmerci ile bana verildi. Uygunsan gel, üçümüz birlikte plan yapalım, Mehmet Aydın Hoca’nın verdiği listeyi de getir onlar üzerinde çalışalım dedi.

Arkasından Işılay Saygın geldi. Yeni partinin İzmir sorumluluğunu İsmail Katmerci’ye vermişler dedi.

O günden sonra Işılay Saygın’ın  ismi Ak Parti ile sık sık anıldı.

Ben Işılay Saygın ve Burhan Özfatura’nın Ak Parti’de olmasını istiyordum.

Siyaset rekabet işi.

Bilal Doğan ve Işılay Saygın Ak Parti’ye katılma düşüncesindeydi. Hatta noteri gazetenin ofisine çağırdık. Noter Işılay Saygın ve Bilal Doğan’ın istifasıyla ilgili resmi belgeyi bizim ofiste düzenledi. 

Işılay Saygın’ın yakın çevresi Ak Parti’ye katılmasını istemiyordu. Türkan Saylan da istemiyordu. 

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığı gündeme geldiğinde de Işılay Saygın ile birlikteydik. Son dakikaya kadar Işılay Saygın’ın aday gösterileceği konuşuluyordu. Biz de o haberi bekliyor ve bu konuda çalışıyorduk. 
Beklenen haber gelmedi. Ve Işılay Saygın küstü, çok kırıldı. Bana teklif Erdoğan’ın kendisinden geldi. Beni madara ettiler dedi ve siyasete o gün nokta koyduğunu söyledi. 

Daha sonra Ak Parti İl Başkan Yardımcısı O. K… gazeteye geldi. Sen  ablayı neden Ak Parti’ye getirmiyorsun dedi. Başbakan Erdoğan’ın danışmanlarını alıp geldi. Abla ile gazetenin ofisinde buluşturdum. Konuştular, mutabık kaldılar. 
Ak Parti’ye geçeceği gün, Mehmet Ağar ile Burhan Özfatura Işılay Saygın’ın aklını çelmişler ve İzmir’den adaylığını açıklatmışlar.

Televizyonda alt yazı geçmeye başlayınca, Işılay Saygın aradı. Gazeteye geldi. Yusuf kardeş çok özür dilerim. Mehmet Ağar ve Burhan bey çok ısrar etti. Eski arkadaşlarım, onları kıramadım, seni kırdım özür dilerim dedi.

Sayın Bakanım Mehmet Ağar’ın yüzde 1.5 oyu var. Anketleri ben yaptım. Sen İzmir’e lazımsın. Boşuna kendini harcatma dedim.

Mehmet Ağar ve Burhan Özfatura ile tekrar görüştü. Onlar siyasi tecrübesi olmayan bir gazeteciye inanıyor, bize güvenmiyor musun. Biz kazanacağız sen merak etme demişler.

Yılların siyasetçisi Işılay Saygın, Mehmet Ağar ile arasındada geçen  (ütobik) özel konuşmaya inanmış ve ikna olmuş.

Seçim sürecinde Işılay Saygın ve ekibi ile Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde karşılaştık. Çok üzgündüler.  Yusuf kardeş bu millete ne olmuş, yüzümüze bile bakmıyorlar dedi. 

Ah Sayın Bakanım ben size söyledim, siz bana inanmadınız, haydi gelin gazetede bir kahve içelim dedim. Biraz moral verdim. Işılay Saygın’ın evinin önünde kuyruk olan  kitleler, Işılay Saygın’ı Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde görüyor ama o yöne bakmıyordu.

Işılay Saygın, hayatındaki en büyük şoku, o gün Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde yaşadı.

Ve siyaseten bitti.

Işılay Saygın ve Burhan Özfatura Ak Parti’de yer alsaydı, İzmir çok daha güzel olacaktı.

Her iki siyasetçi de yanlış tercihleri nedeniyle İzmir’e hizmet imkanını ellerinden kaçırdı.

Türk siyasetinin marka ismi Işılay Saygın, hatalı bir adım nedeniyle en verimli olacağı bir dönemde kendisini emekli etti.
İzmirliler, Bucalılar Işılay Saygın’a  hiçbir zaman saygıda kusur etmedi. İzmir’de herkes kendisine Sayın Bakanım diye hitap ederdi. 

Sokaktaki ayakkabı boyacısından, simitçisine, İzmir’in büyük iş adamlarına kadar herkes Işılay Saygın’ı sever ve sayardı. 

Şaka gibi vefat etti.

Hala Işılay Saygın’ın öldüğüne inanamıyorum. Her an bir köşeden karşıma çıkıp, "Yusuf kardeş sen artık bize pas vermezsin" diye takılacak diye bekliyorum.

Bucalı kadınlar da eskiden olduğu gibi sabahları evinin önünde toplanıp, sonra dağılıyorlarmış.

Işılay Saygın’ın öldüğüne tek inanmayan ben değilim.

Ak Parti Gaziantep Milletvekili ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Ak Parti kurucularının serzenişlerine alınmış.

Işılay Saygın  sağ iken, milletvekili ve bakan değilken kapısında her partiden insan kuyruk olurdu. Hepsinin sorununu tek tek dinlerdi. Yetişemediği yerde evinin önündeki posta kutusuna sorunları yazıp atmalarını isterdi. Gece sabahlara kadar o mektupları okur ve çözüm üretirdi. Her mektubun sahibine telefon eder, mektupta yazdıklarıyla ilgili ne yapabildiğini anlatırdı.

İnternet sitesini açtıktan sonra mail gönderilmesini istedi. Sabah namazından sonra mailleri birlikte okur ve tek tek cevap yazardık. Gerekli olanları telefonla arar bilgilendirirdik.

Sayın Adalet Bakanı, kendi partisinin kurucularının serzenişini bile dinlemek istemiyor. 

Adalet Bakanlığı makamında oturan bir siyasetçinin kendi partisinin kurucularının söylediklerini dinlememesi, dikkate almaması üzücü.

Bakan Gül, film izler mi, izlemeye zamanı olur mu bilemem.

Kendisine Mahsun Kırmızıgül’ün “New York'ta Beş Minare” adlı sinema filmini izlemesini öneriyorum.

Ak Parti’yi eriten süreci anlamasına yardımcı olacağı düşüncesindeyim. 

İktidar bir kez elden giderse, bir daha gelmez.

En büyük örnek Türk siyasetinin efsane ismi Işılay Saygın.

 

 

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com