Nihal Olçok Ak Parti’ye yakışırdı!

Nihal Olçok ne yapmalıydı?

Nihal Olçok Ak Parti’ye yakışırdı!

Ahmet Davutoğlu’ndan böyle bir performans beklemiyordum.  Partiyi kurmadan il ve ilçe başkanlıklarını belirleyerek tarihe geçti. Nihal Olçuk’u kurucular kuruluna davet ederek daha büyüğünü yaptı.

Normal şartlarda Nihal Olçok’u Ak Parti’nin davet etmesi gerekirdi. Nihal Olçok’un onore edilmesi gerekirdi. Nihal Olçok eşini ve oğlunu şehit vermiş çilekeş bir kadın. Oğlunun adını “Tayyip” koyacak kadar Erdoğan’ı sevmiş bir anne.

Reis’e sormak zorundayım, vefa nerede? 

Ahmet Hakan o partiye gitme diye çağrı yapıyor. Keşke Nihal Olçok Ak Parti’ye yakışırdı neden siz davet etmediniz diye sorsaydı.

Nihal Olçok ne yapmalıydı?

Ak Parti davet etmedi, o da Ahmet Davutoğlu’nun davetine icabet etti.

Burada belirtmek istiyorum ki, Recep Tayyip Erdoğan’ı seven yanıyor. Sevmeyenler, iki yüzlüler ihya oluyor.

31 Mart Yerel Seçimleri oldu. Bekledim Nihal Olçok’u bir yerden  aday gösterecekler mi?

Göstermediler.

 

 

Ak Parti göstermedi, MHP’de göstermedi.

CHP’de göstermedi.

Keşke Nihal Olçok’a ilk el uzatan Ak Parti olsaydı.

Reis’in başı kalabalık.

Olabilir.

Ak Parti’de hiç mi bu konulara kafa yoracak adam kalmadı?

Ak Parti Nihal Olçok’u kaçırdı, inşallah diğer şehit eşlerini, ailelerini, gazileri aday gösterir.

SehitlerOlmez.com olarak şehit ailelerinin TBMM’de temsil edilmesi için çok mücadele ettik. Bir türlü başaramadık.

Hürriyet'ten Yalçın Bayer duyarlı bir gazeteci, o çağrımızı köşesine aldı. Çağrımızı tüm Türkiye'ye duyurdu. 

Tarih  4 Haziran 2007


Türkiye şehit ailelerinin elinden daha sıkı tutmalı.

Şehit Ailelerini anlamaya çalışmalı. İlk günden sonra herkes unutuyor.

Herkes kendi telaşesine düşüyor.

Şehit Aileleri o acıyla yanıp kavruluyor.

*

Erdoğan’ı seven yanıyor derken espri yapmadım. İşte Erdoğan’ı sevenlerin başına gelenler...

Yazının başlığına bakıp da şaşırmayın.

“Erdoğan’ı sevenler, önünde takla atıp yağ yakanlar abad oldu” demeyin. Ben sahtekârlardan bahsetmiyorum. Menfaat için Erdoğan’ın etrafında yalandan “siz her şeyin en iyisini bilirsiniz” diye yerlere kadar eğilen bukalemunlardan hiç bahsetmiyorum.

Erdoğan’ı görünce eğilen, gidince söven, makam mevki verilince seven, makam mevki ve rant olmayınca gidenleri de söylemiyorum.

Benim söylediklerim karşılıksız sevenler.

Erdoğan’ın görmediği.

Uçağına bindirmediği.

Saf ve duru sevgisinden haberdar olmadığı sevenlerini, yol arkadaşlarını kastediyorum.

Ak Parti 31 Mart ve 23 Haziran 2019 seçimlerinde sarsıldı, Erdoğan’ın etrafındaki halka gevşemeye başladı.

Bilal Erdoğan, Ak Parti’nin başına geçer de koltuk bize kalmaz diye Bilal’i hedef tahtasına oturtanlar, şimdi de damadı Berat Albayrak’a saldırıyor. Hızlarını alamamış olmalılar ki, AKP’li olduklarını söyleyen bir grup Başkan Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’a saldırıyor.

Manzara böyle olunca Erdoğan gibi zirvede olanlar etrafında sadık dost ararlar. Ben işte o sadık dostların ne halde olduğunu Sayın Başkan'a bildirmek istiyorum.

Onlardan bir tanesi İzmir’in şirin ilçesi Buca’da Kömür Ofisi sahibi bir iş adamıydı. Erdoğan Başbakan olunca, yıllar önce çektirdiği fotoğrafı çerçeveleterek Kömür Ofisi’nin duvarına astı.

 

 

 

Yerel seçim dönemi, başkan adayları esnafı ziyaret ediyordu. CHP’nin Buca adayı, Kömürcü Ali Abinin ofisinde Erdoğan ile çektirdiği fotoğrafı gördü.

O an renk vermedi.

Seçimi kazandığı sabah, Kömür Ofisi’ni yıktırmak için harekete geçti.

Ak Parti iktidarında Kömürcü Ali Abi’nin Ofisi yasal teamüllere aykırı bir şekilde yıkıldı.

Kömürcü Ali Abi çok mücadele etmiş ama sesini kimseye duyuramamış.

Alacaklarını toplayamadığı için, işi bozulmuş ve iflas etmiş. Borçlarını ödemek için evini, para eden varlıklarını satıp borçlarını ödemiş, itibarını kurtarmış.

İş işten geçtikten sonra benim haberim oldu. Kömürcü Ali Abi’nin yaşadıklarını Yerel Gündem’de yazdım. Haber ulusala taşındı. Herkes ah vah tüh dedi. Kimse Kömürcü Ali Abi’ye gelip de halin nedir diye sormadı.

Ben de haberi yaptığım için CHP’nin ve “dürüst başkanın” hedefi haline geldim.

Basın Kanununda açıkça belirtilen Basın Özgürlüğü kriterleri arasında yer alan “Bilgi edinme” özgürlüğü çerçevesinde sorduğum bir soru nedeniyle hapis cezası aldım.

Yetmedi, hakaret ettiğim ileri sürülerek tazminata mahkum edildim.

Telefonlarımın ve maillerimin FETÖ/PYD tarafından  illegal olarak dinlenmesi, takip edilmesi nedeniyle telefonla arayan Yargıtay Başmüfettişi’ne yaşadıklarımı anlattım. Neden Yargıtay’a itiraz etmediniz dedi.

Ben de, itiraz ettik onadılar deyince küçük dilini yutacak gibi oldu.

Hatta iş daha da büyüdü. Dönemin CHP İzmir İl Başkanı hakkında savcılığa yapılan bir suç duyurusunu haber yaptığım için, Karşıyaka Adliyesinde iki kez yargılandım. Haber aynı. Savcı aynı, Hakim aynı. Avukatlar da aynı.

Dava iki tane, karar iki tane…

Nasıl ama adımı rekorlar kitabına yazdırabilirim değil mi?

O olaydan sonra İzmir Adliyesinde sayısını hatırlayamayacağım kadar soruşturma ve dava açıldı.

Ben Ak Parti kurucusuyum. İzmir’de Ak Parti kurucusu olduğum gerekçesiyle CHP’nin düşmanı olarak görülüyor, gazeteme CHP’li belediyeler reklam dahi vermiyor.

Ak Parti iktidarında, Ak Parti kurucusu bir gazeteci olarak yaşadığım mağduriyetler yetmemiş olacak ki, Abdullah Öcalan’dan da ileri seviye de, dünya çapında tehlikeli bir gazeteci olduğum ileri sürülerek, üzerime atılmadık iftira ve çamur kalmadı.

İşlerim bozuldu. Ailem, çocuklarım sahipsiz kaldı. Eşim üzüntüden kalp hastası oldu.

Benim yokluğumda, eşim üzüntüden bir buçuk ay bir şey yemediği için kalp, böbrek ve karaciğer hastası olmuş. Beşikteki kızım Ayşe, annesinin gözlerinin görmemesi nedeniyle, sıcak çaydanlığı üzerine devirerek kendini yakmış.

Bunlar hep kurucusu olduğum Ak Parti’nin iktidarında oldu.

Bakan ve Milletvekillerinin Şehit Cenazelerinde yuhalandığı, saldırıya maruz kaldığı bir dönemde, Başbakan Erdoğan’ı İzmir Şehit Aileleri ile buluşturan, Ak Parti kurucusu gazeteci ve ailesi Ak Parti iktidarında soykırıma uğradı.

Tabi ki Başkan Erdoğan’ın bunlardan haberi olmadı (!)

Gelelim Köfteci Vedat’ın hikayesine…

Köfteci Vedat Antalya’da hava parası da vererek bir büfe kiraladı. Tam işini yoluna koyduğu bir dönemde seçim otobüsüyle yoldan geçen Erdoğan’a el salladı.

CHP’li kardeşler ve adalet pankartı ile Ankara’ya yürüyen Kemal Kılıçdaroğlu kusura bakmasın, alınmasın da.

Bu durumu gören CHP’li Antalya Belediye Başkanlığı’nın zabıtaları ertesi günü beklemeden ceza kesti, sonra da Köfteci Vedat’ın ekmek teknesini yıktı.

İşte Suç ve Ceza…

Bu fotoğraftaki gençler öksüz ve yetim iki kardeş. Türkiye  Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan bu çocuklara birer tane mont, birer tane bot - kışlık ayakkabı hediye etti.  Ukrayna Nikolaev'de binlerce insanla röportaj yapın, anket yapın, sorun Erdoğan nerede et dağıtıyor? Size adresi göstersinler. İşte o adres Odessa Başkonsolosluğu'nun yoğun çabaları neticesinde yıkıldı. Türk Bayrağı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın portrelerini  de depoda fareler yedi.

Muhtemelen o konsolos ödüllendirilmiştir.

Biz cezalandırıldığımıza göre! 

"İyi iş cezasız kalmaz" diye boşuna denilmemiş.

 

 

 

 

Yukarıdaki fotoğraflar Ukrayna'da çekildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı onore eden, göğsünü kabartan. Ukrayna'da Türkiye'yi tanıtan. Türk Kültürünü tanıtan  bir organizasyondan görüntüler. Bu organizasyonun ofisi tam 4 kez kapatıldı. Türk bayrağı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fotoğrafları tam 4 kez indirilip yeni ofisine taşındı. 

Ofisin girişindeki Türk bayrağı Ahıska Çeteleri tarafından kaidesinden sökülerek çöpe atıldı. (Ukrayna'da Türk iş adamlarının malına, işine çöken Ahıska Çeteleri'nin kimliği Cimer'de mevcut.)

Ofisin merdivenlerine boş mermi kovanı bırakıldı.  Türk İş adamının işine ve parasına çökmek için iftira atarak  Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fotoğraflarını ve Türk bayrağını farelere yedirdiler.

Ukrayna'daki devlet görevlileri görevini yapmadı. Gerçekleri devlete doğru ulaştırmadı. Ukrayna tarihinde ilk ve tek Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adını yücelten bağımsız bir girişimin yok edilmesine göz yumdu.

İşte görüyorsunuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni seven yanıyor. Ailesi, çocukları perişan oluyor.  Bizim kendilerine ev ve aş verdiğimiz Ahıskalıların içinden çıkan ÇETELER Ukrayna'da Türk iş adamlarını darp ediyor, soyuyor evine, işine çöküyor. Kimse de onlara hesap sormuyor.

*

Fond İnan'ı ve etkinliklerini incelemek için TIKLAYIN...

*

 

Türkiye  Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ukrayna'da fakirlere, emeklilere, dul ve yetimlere taze et ve ekmek dağıtıyor... 01 Aralık 2016

 

 

*

Erdoğan ile fotoğraf çektirmenin, Erdoğan’ın fotoğrafını iş yerine, ofise asmanın, Erdoğan’a el sallamanın cezası; iş yerlerinin yıkılması, iflasa sürüklenmesi, o kişilerin karalanması, yok edilmesi.

 

 

Bunları yazmanın cezası da benim yaşadıklarım…

O nedenle yazımın başlığını “Dikkat Recep Tayyip Erdoğan’ı seven yanıyor…” olarak koydum.

*

Şimdi Nihal Olçok'a hak veriyor musunuz?

İnsanlar ne yapsın?

Ak Parti'yi kuruyor.

Hiçbir nimetinden faydalanmıyor.

Ak Parti  iktidarında herşeyini kaybediyor.

Mağduriyetler devam ediyor. Kimse çıkıp da devleti yanıltanlardan hesap sormuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı dünya çapında küçük düşürenlerden hesap sormuyor.

En azından pardon kardeşim bile denmiyor. "Hakkını helal et"  demeyi düşünen bile yok.

Gerçekten insanlar ne yapsın?

Bir fikri olan varsa söylesin.

 

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com