Özlem Albayrak, Ersoy  Dede ve Hilal Kaplan ne yapıyor?

Özlem Albayrak da, Abdurrahman Dilipak da, İbrahim Tenekeci de bir doğrunun altını çiziyor.

Özlem Albayrak, Ersoy  Dede ve Hilal Kaplan ne yapıyor?

Başkan Erdoğan şunu bilmeli ki, ekibi olarak bilinen gazeteciler birbirine düşmüş durumda.

Ben, o haklı, bu haksız  demeyeceğim. Kim haklı olursa olsun. Bu kavga hayra alamet değil.

Özlem Albayrak, iyi bir yazar. Yıllardır takip ederim.  Kritik konuları yazabiliyor.

Yeni Şafak’tan alınganlık göstererek ayrılması kendi  tercihi. Arkasından tenekeci kavgası yapmak mahalleyi korkutuyor. 

Siz olaya farklı yaklaşıyor olabilirsiniz. Başkaları da Özlem Albayrak’ı işaret ederek gemi batıyor,   kaçmaya başladılar diye yorum yapıyor.

Sözcü yazarı Can Ataklı’nın İbrahim Kalın ve Hakan Fidan için yaptığı yorum da bu şekilde.

Örnekler çoğalmaya başladığı sürece halk tabanında “kaçış başladı” algısı artacak.

Özlem Albayrak’ın  "20 yıllık bir gazeteci olarak bir kurumdan neden ayrıldığımı okurlara açıklamam gerekir, bu benim görevimdir. Kaldı ki Hükümeti destekleyen medyaya eleştirileri ilk ben başlatmadım, uzun zamandır eleştiriliyorlar. Hükümeti desteklediğini düşünen medya AK Parti’ye iyilik yapmıyor, daha şimdiden parti üçe bölündü." Sözleri haksız değil.

Hükümeti desteklediğini sanan gazeteler ve medya grupları gerçekten hükümeti destekliyor mu, birileri o medya gruplarına sızdı da hükümete fayda vermeyecek şekilde etkisizleştirdiler mi?

Durup düşünmek gerekir.

Her gün yerli ve yabancı medyayı takip eden bir gazeteci ve yazar olarak,  hükümete yakın görünen medyada çıkan haberlerin  halk tarafından dikkate alınmadığını, okunmadığını en iyi bilenlerdenim. Kaldı ki o medya grupları, bir çok Ak Parti kurucusunu FETÖCÜ ilan etti. Hala da etmeye devam ediyor. İnsanlar derdini kimseye anlatamıyor.

Başkan Erdoğan’a Başbakanlık ve milletvekilliğinin çok görüldüğü günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçim süreçlerinde Ak Parti’nin can simidi bir hukuk adamı bu medya gruplarına ait gazetelerin manşetlerinde, medya darağaçlarında idam ediliyor.

Görünen o ki, bu medya grupları hiçbir şeyden habersiz yayın yapıyor. Veya birileri Ak Parti’yi bitirmek için bu medya gruplarına sızarak,  tabandan hükümete ve Başkan Erdoğan’a tepki oluşturuyor.

Bu işlerin şakaya gelir tarafı yok.

Hilal Kaplan da bu tartışmaya dahil oldu. Hilal Kaplan kendisi ve eşi hakkında oluşturulan algının farkında mı?

Siz birbirinizle kavga ederken sizin için hazırlanan giyotinin size doğru geldiğini göremiyorsunuz.

Hilal Kaplan’ın bir paylaşımına  yorum yazdım “ doğru” dedim.

O doğru kelimesine gelen tepkileri  görünce ürperdim.

Hilal Kaplan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndaki zamları liste yapmış. Baktım doğru dedim.

Beni takip etmeyen insanlar bile tepki verdi. Bana doğalgaz ve elektrik zammını yazdılar. O’na da doğru dedim. E sen nasıl AKP’lisin diye yazmışlar. Olay AKP’li, CHP’li meselesi değil ki.

Doğru, her yerde doğrudur. Yanlış ta her yerde yanlıştır.

Biz toplum olarak hoşumuza gitmeyen doğru bir şey söylenildi mi, sert tepki veririz.

Halbuki sevinmeliyiz. Bir yanlışı öğrenmişsin. Neden kızıyorsun ki?

Adam diyor ki, boynunda akrep var. Biraz sonra seni sokacak.  İster kabul et, ister etme. Sonuçta  akrep zehriyle ölecek olan sensin.

Adam boynundaki akrebi söylemeyebilirdi.

Söyleyen mi kötü, söylemeyen mi?

Karar sizin.

Ben 5 Haziran 2018 tarihinde  internet gazetem News2023.com’da bu gün yaşanan süreci ve daha hayal bile edemeyeceğiniz süreçleri “Seçimden sonra Ak Parti’ye FETÖ Operasyonu” başlıklı bir köşe yazısı ile yazdım. O yazı yayınlandıktan bir ay bir hafta sonra dünya genelinde büyük bir karalama ve iftira mekanizmasının hedefi oldum.

Ak Parti ve Başkan Erdoğan’ı bitirmek isteyen güç odakları o yazı sonrasında gazetemi batırdıkları gibi beni de uzun süre susturdular.

Başkan Erdoğan’a, Berat Albayrak’a ve Adalet Bakanlığı’na bu gün yaşanan tüm olayları ve entrikaları  birer mektupla bildirdim.

Mektuplar  devletin resmi kurumlarında mevcut. İsteyen o mektuplarda yazanlarla, bu gün yaşananları karşılaştırabilir.

Keşke yazmasaymışım.  

Yazdım;

Eşimin gözü tamamen kör oldu. Şaka değil Hilal Kaplan.

Sekiz aylık kızım Ayşe bebek annesinin gözleri görmediği için çaydanlığı üzerine döktü ve kendini yaktı.

 

8 aylık bebek iki kez ameliyat geçirdi. Vücudunda hala yanık izleri var. Bu kız çocuğu büyüyecek. Biz o çocuğa ne diyeceğiz?

Bu şartlarda eşim, 2 yaşında Elif ve 8 aylık Ayşe ile birlikte ıssız, komşusuz bir bağ evinde 15 ay ölüme terk edildi. Üstelik annesi ve babası da yok. Hala aynı durumda. Ben hala eşime  ve çocuklarıma ulaşamadım, ellerinden tutup hastaneye götüremedim.

Özlem Albayrak da, Abdurrahman Dilipak da, İbrahim Tenekeci de bir doğrunun altını çiziyor.

İster kabul edin, ister etmeyin.

Sonuçta akrep sizi sokacak…

 

YUSUF İNAN / BİLGE NEWS

www.bilgenews.com