Türkiye deprem sorununu nasıl çözer?

Yasal alt yapısı  iyi hazırlanırsa, Türkiye bir çok sorununu bu sistem ile çözer.

Türkiye deprem sorununu nasıl çözer?

Türkiye, İstanbul ve İzmir depremlerine yakalanmadan bu sorunu çözebilir mi, bilmiyoruz.

5.8’lik bir deprem ile İstanbul'da  hayat felç oldu. Çocuklar okula gidemiyor.  İnsanlar evlerinde uyumak istemiyor.

Korkuyor.

Bir kısmı parklarda, bir kısmı araçlarında uyumayı tercih ediyor ama araçları çekecek yer bulamıyor.

Gerçekçi olmak zorundayız. Türkiye deprem ile ilgili yapısal sorunları kısa sürede çözemez.

Eski konutları yıkıp yenilerini yapmak / Kentsel Dönüşüm  çözüm olmadı.

Çünkü, kentsel dönüşüm bir aldatmaca.  Eski binalar yıkılıp, yerine aynısının yenisi yapılıyor.  

İstanbul depremi gösterdi ki, 1999 yılından sonra yapılan binaların genelinde büyük hasar var. O nedenle deprem sorunu binaların yenilenmesi ile çözülecek gibi değil.

Geçtiğimiz günlerde Başkan Erdoğan yatay mimari vurgusu yapmıştı.

Arkası gelmedi.

Halbuki, Türkiye’nin deprem felaketinden kurtulmasının tek yolu var, o da yatay mimari.

Ama kolay değil. En kötüsü de kısa sürede hayata geçirilemez.

Türkiye bu konuda TBMM’de bir çözüm grubu oluşturmalıdır. Hatta Depremden Korunma Bakanlığı bile kurulabilir.

Bakanlık ne yapacak?

Bakanlık, atıl duran Hazine Arazilerinin alt yapılarını yaparak vatandaşa  birer dönüm olarak  kiraya verecek veya uygun fiyatla  satacak.

İnsanlar bu alanlara bağ evi tarzı iki katlı ev yapabilecek. Bu alanların en önemli özelliği, bu arazilerde tarım ve hayvancılık yapılacak olması.

Devlet vatandaşa modern çiftlik kurma imkanı sunacak.

Yolunu yapacak.  Elektriği güneş ve rüzgâr enerjisi ile üretip satacak.  Suyu kendi açtırdığı kuyudan temin edecek. 

Bu sistem acil olarak Ankara, İzmir ve İstanbul gibi deprem riski yüksek olan illerde uygulamaya konulacak.

En önemlisi de bu konuda bir yasa hazırlanarak bu sistemin yaygınlaştırılması ve daha sonrasında bozulmaması için yasa ile güvence altına alınacak.

Devlet sattığı ve kiraya verdiği arazilerden gelir elde ettiği gibi vatandaşa da özlemini duyduğu bir hayatı sunacak.

Bu proje ile  büyük şehirlerin bu alanlara kayması sağlanacak.

İnsanlar o arazilerde yiyeceği domatesi, patatesi, soğanı üretecek.  İnek, keçi ve tavuk benzeri hayvan besleyerek temel gıda ihtiyaçlarını da  karşılamış olacak.

Hem de organik olarak.

Bu bahçelerde çalışan, hareket eden insanlar daha az stres yaşayacak, daha az hastalanacak.

Böylece Türkiye’nin kanser sarmalından da kurtulmasına hizmet edilmiş olacak.

İnsanlar daha uzun yaşayacak.

Bu sistem sanıldığı kadar zor değil.

Aynı sistemi Stalin yıllar önce eski SSCB ülkelerinde kurmuş. Herkes  kendi  temel gıda ihtiyaçlarını kendisi üretiyor.

Emeklisi, memuru  kimseye muhtaç olmadan kendi ürettiklerini tüketerek yaşıyor.

Benzer projeyi Ecevit köy-kent projesi  olarak hayata geçirmek istemiş ama başaramamıştı.

Yasal alt yapısı  iyi hazırlanırsa, Türkiye bir çok sorununu bu sistem ile çözer.

Bu projeyi hayata geçiren iktidarlar  ömrünü uzatır.

Parti programına alan siyasi partiler iktidara gelir.

 

YUSUF İNAN / BİLGE NEWS

www.bilgenews.com